10 Aralık 2008 Çarşamba

yarı canlı

Henüzkar yağmadı.
Yoldayım.
Yeni bir yol daha.Eskişehirden cok daha uzak.
Gİdiyorum.Her kilometrede kendimden bir şeyleri atıyroum gitsin diyorum.
Yol çift yönlü.Karşıdan gelen kamyonlara tırlara veriyorum bir kaç bişe.
Kar başlıyor.
Vazgeçip geride bıraktığım şeyler kafamı dolduruyor.
Arabam yavaşlıyor.
İlerlemek için attığım her şey yavaşlatıyor.
Diz boyu kar.
İnip arabadan , yüzümün soğuktan yanmasına aldırmadan geçtiğim yollardan geri dönüyorum.
Ellerim sızlıyor.
Tipi nefes almama izin vermiyor.
Kazıyorum karları, tırların arkasından bağırıyorum durun diyorum.
Günler sonra saçlarım donmuş ,yarı canlı bir şekilde bir avuç şeyle dönmek için arabama yola çıkıyorum.
Karın dondurdukları.
Karın erittikleri.
Tanımadığım, güvensiz araçlarla bilmediğim yaşamlara gidenleri kaybetmiş yürüyorum.
Rüzgar yok.
Eritmeye yetmese de karları umut verecek kadar bir güneş.
İzliyorum onu.
Kazagımın etegını kıvırmıs topladıklarımı dökmemeye çalışarak izliyorum onu.
Vardığımda gördüğüm camları görünmeyen bir araba.
Donmuş kapıyı zar zor açıp giriyorum.oturup şöfor koltuğuna dikiz aynasından kendime bakıyorum.
Bembeyaz bir surat.
Topladıklarımı yan koltuğa bırakıp çeviriyorum anahtarı üç kere beş kere
Nafile.
Gİtmek zor.
Burada donmadan kalmak bir o kadar.
Elimde ıslak, yarı canlı kalanlar ve ben uykuya dalıyoruz.

Hiç yorum yok: