25 Aralık 2008 Perşembe

puhuuu

Boyumdan büyük işlere kalkışalı öğrenmedim hiç bir şey.
Ders almam gerekirdi.
Uslanmam gerekirdi.
Kaç zaman geçti üzerinden
Kaç darbe aldım kim bilir.
Dedikleri gibi aklımı başıma devşirmedim.
Annemi dinlemediğim gibi ,
esas olan birinci şahısları sallamadım bile.
Ne öğütler puhuuuu....
Bin nasihat bir musibetti hani.
Nafile.
Yine haddimi aşan bir yoldayım.
Baştan sakat belli.
Kİmin umrunda.
Eğleniyorum işte kendi çapımda.

AşkMıŞ

Kasımda aşk başkayMIŞ ,
İtalyada aşk başkayMIŞ;
Yaz aşkları tutkulu ,
ilk aşklar unutlmazMIŞ.
Bırakın efendim , yaşayın aşkınızı aralıkta ankarada
teferruata takılmadan.
Hey kediler size sesleniyorum.
Marttan önce sevişin.
Aralıkta sevişin mesela.

21:15


Hava kararmış.
Evine gidiyor herkes.
Ayrılmak yeridir.
Vakit gelmiş.

21:21


Hava şimdi daha bi karanlık.
Ayrılık demiştik.
Eve gidiyorduk.
6 dakika çok erken vazgeçmek için kararımızdan.

Beş dakika lütfen

Basıncın kaldıracağından fazla olduğu mekanlarda,
civayı solumak için birbirinin üzerine basan insanların arasında ,
bir dakikanın iki saate eşdeğer olduğu hissedilir ve
yazı yazmaya çalışan yalnız insanların korkusu duyulur derinden.
Yine de kimse açılıp yol vermez.

3-5-7= 2

Üç 'tek' bir sayıdır.
Yine üç' ün azizliğine uğradım.
Bir'ken yalnızdım
keza üç'ken tek.
Gökten üç elma düştü yine.
Korktum yalnızlıktan yedim birini korumak için kendimi.
Şimdi bi çift'i yaşıyorum.
Çift olmanın tüm ikilemleri üzerimde.
İki yüzlülük cabası.

23 Aralık 2008 Salı

Bağıl Hareket

Fazlasıyla şaşkındım arabaların geri geri hızlanışına.
İnsanların...
Nasıl olurdu da ağçlar geriye doğru bu kadar hızlı koşabilirdi?
Ya sokak lambaları?
Ben durdukça yollar ufuk çizgisinden daha bir uzaklaştı.
Işıklar kaçtı benden.
Kusabileceğim tüm mazgallar geride kaldı.
İnanamıyordum sokağımın beni böyle hızlı terkedişine.
Yoruldum aniden ve benimle beraber yorulunca telefon direkleri anladım.
Öylece durduğumu sanarken nasıl kaçanın ben olduğumu anladım.
Terkedenin ben olduğumu.
Ben koştukça,
ben kaçtıkça ;
dükkanların , kanalizasyon kapaklarının nasıl koştuğunu anladım.
ŞİMDİ duruyorum işte
yolun ortasında kollarımı açtım kaçmıyorum şehrimden.
Peki öyleyse neden yağmur damlalrı geriden vuruyor bana?
Neden onlar koşmaya çalışıyor?
Rüzgar mı kaçıyor şehrimden?
şu gözüme parlayan farlar neden bu kadar hızla geliyor üzerime?
Ve şimdi fırlatmak için beni neden bu kadar yakın otobüsün burnu bana?

22 Aralık 2008 Pazartesi

püfec


dadaizm öldü evet ama ben çocuğun agu deyişini seçiyorum.

-hoşgeldiniz
-acelem var en hızlı yiyebileceğim ne olabilir?
-Spagetti
-bir spageti napoliten o zaman
...
-teşekkürler
-afiyet olsun
...
-bir çay alabilir miyim?
-tabii 'hanımefendi' :)
...
-7 lira
-burada go var mı?
-satrançtan başka bir şey yok burada ama go iyi fikir.
-go olsa daha sık gelebilirim.bildiğim sadece bir mekan var orası da fazla kalabalık.
-tavsiyeniz için teşekkürler.
-iyi günler
-size de.
...
...
...
-bir sade kahve lütfen
...
-hımm Ne yapıyorsun öyle?
-dada manifestoda söylenen rastgele kes yapıştır.
-a evet biliyorum.
...
-okuyabilir miyim ne çıktı?
-Tabii. kadınlar kendilerini kız etmek fırsatı ve şans için veriyor.
...

bilkentin hazırlığından nefret etme

'1984' aklımda. Dev ekranlar , emirler , saatler , kurallar.
Masanın başındayım.Dosyalar dolusu iş.Arada yemek yemek için çıkıyorum.Yalnız başıma kahve içip geri dönüyorum.Faşist bir iki ay var önümde.
Yorulmuyorum da. İlginçtir düşünmeden sayfalar geçiyor. Yenileri geliyor dosyaların. Tuvalete çıkmayı unuttum. İlk günden alıştım sanki. Nasıl bu kadar çabuk?

Tzara için deneme (3)

Hakların güzelliğidir kardeşler.

Gösterme teyzeler sayesinde çevremizdeki 'erkek barışın' bütün adlarınadır sessizliğimiz.

Konuşamayan babalar var ki , müziklerini çekirgeler buluyor.

Susturulmuş kardeşler var ki kertenkelelerle sağlıyor duymamızı bu müziği.

Yeter artık kuşlara , bir ifade sincaplara.

Her yeğen bizlerin ellerinden sağlıyor ( neyi? )

Sessizliğimiz yeter!

Kadınlar için kendilerini kız etme fırsatı

Ve şans için veriyor anneler sesini.

Ve çocuklar alınmış bize tüm bunlar için.

Ve sakın deme 'gün' onların.

Gün hakların.

Tzara için deneme (2)


Tristan Tzara der ki ;

Bir gazete alın
Bir makas alın
Bu gazeteden şiirinizin ne uzunlukta olmasını
istiyorsanız o uzunlukta bir makale seçin
Makaleyi kesin
Daha sonra özenle bu makaleyi oluşturan bütün
sözcükleri kesin ve bir torbaya koyun
Yavaşça karıştırın
Sonra kestiğiniz her parçayı tek tek çıkarın
Torbadan çıkardığınız sırayla
Özenle kağıda yazın
şiir size benzeyecektir
işte şimdi halkın anlamayacağı hoş bir duyarlığa
sahip son derece özgün bir yazar oldunuz.

Tzara için deneme (1)


Estetik yüzünü bir çirkin oluşturuyorsa ,
Madalyonun alanı çirkinliktir.
Ön yüzünde gölgesi.
Öylesine yakındırlar modernizmle deliliğin aşırı olanı
Birdir hatta noktaları :
Güzel olanın ve öbür en uç aşırılığın.
Düzensiz olan güzeldir ve uyumsuz binasının vardır kesişimi
Çirkin olan , metal olanın , birlikteliğiyle işte şimdiki olan.


kendini bleach ' e fazla kaptırıp Shinigami olma isteği .

17 Aralık 2008 Çarşamba

fotograf ıcın burak'a tesekkurler


Köşelerime çekiliyorum duvarlarıma vuruyorum koşup koşup kendi içimde kafamı vuruyorum. duvarın tepkisiyle düşüyorum. ne yapıyorum dıyorum. sakinleşemiyorum .duramıyorum. içim içime sığmıyor degıl ben ıcıme sıgmıyorum. kısılıyorum bedenime. bır bucuk metre kareden belkı bıraz fazla bedende kosup kosup kendımı ayak parmak uclarıma saklıyorum sonra neden üşüyor bu beden dıyorum. köselerime çekiliyorum en köseme en ucra noktasında toplanıyorum bedenımın . kalan sonra bombos bır gogus kafesı. ne kalp ne cıgerler. hıssetmıyorum . ben kendımden en uzakta en asagıda en kuytu en karanlık yerde kendımden saklanıyorum . bedenım terkedılmıs eskı bır dukkan gbı ruzgar ugulduyor. kedıler fareler yuva yapıyor. bense yaşlı bır cenın parmak ucunda uyuyabılmeyı beklıyorum. yalnız karanlık.

21 aralık 2008

Birkaç dost bekliyoruz Marduk'u.Bıkkınlık üzerimizde heyecanla sarmalanmış.Kimimiz özgür olma kimimiz kurtulma peşinde. sırf Marduk'u merak ettiğinden fotoğraf makinesiyle gelenler de yok değil.Son saatleri yaşamanın çılgınlığına varmak isteyenlerin amaçsız eğlencesi , ailesinden kopmak istemeyenlerin amaçsız telaşı ve her şeyin anlamsız olduğunu düşünenlerin amaçsızlığı.Evet bugün 21 aralık 2012 .Sanırım Marduk bir kaç dakika içinde burada olur.Diyorum acaba kurabiye mi yapsaydım.Sever mi ki? Biri perdeyi aralıyor korkuyla.Öğle vakti dışarı zifiri karanlık.Camlar kırılıyor nasıl bir uğultu nasıl bir fırtına. Ortalık mahşer yeri. Elektrikler kesiliyor. şimşekler , yıldırımlar..Marduk gelmek üzeredir. Elektrik kesintisinde şarkı söylenir , hikaye anlatılır ya bu kaosta imkansız. Sonunda duvarlarımız yıkılıyor ,kapılarmız kırılıyor :) özgür oluyoruz ne dört duvar ne ahlak herkes çıplak. Anı ölümsüzleştirmeye çalışan fotoğrafçılarımız yok olurken görüyoruz Marduk da gelmiş. önemli değil çok beklememiz fakat herkes fazlasıyla acıkmış yemeğe oturuyoruz. bir kaç parmakla başlıyoruz aperatif. Göğüslerimi kesip dilimliyorum kimi baldır seviyor kimi köprücük kemiklerini sıyırmayı. hoş sohbet şarap . güzel bir öğle yemeği geçiriyorum fakat her şey tadında güzel malum iş güç Marduk ' u da uğurluyoruz. dışardaki muhteşem ahlaksızlık mükemmel hürriyet Marduk'un gidişiyle kendini yobaz beyin salatalarına bırakıyor. kızılay ın kalabalığında ankara lı yine bir yerlere yetişmeye çalışıyor hepsi birer tüfek gibi etten kabzalar yaya geçidinde otomobillere itaat ediyor. Duvarlarımız örülüyor. Kapılarımızı kilitliyoruz . Marduk la yeni bir milenyumda görüşmek dileğiyle diyoruz. Dostlarla vedalaşıyoruz. Kahve makinesinden gidip bir kapiçino alıyorum .

16 Aralık 2008 Salı

öyle miydim?

salonun köşesinde duran ne bir koltuktu ne de üzerine kıvrılmış minik bir kedi.
salonun en kösesinde öylece duran ağarmış saçları , dizleri pötükareli(?) bir battaniyeyle örtülü kadın daha on sekiz yaşından yeni uyanmış olan bendim.
eski hisler özlettirmeye başlar yavaştan.dünyadaki en değerli varlık olmadığının farkına varırsın.birilerine göre öylesındır hala ya senın ıcın ole olan nasıl?kapatıyorum gözlerımı.uykum var.yıllarca uyumak istiyorum.uyandığımdaysa tanımak istemıyorum kimseyi.tanışmak istiyorum kendimle.unuttuğum şeyleri hatırlatacak olana yeniden ulaşabilmek istiyorum.ne kadar uzak şimdi.belki ne kadar mutlu.huzurludur da.huzur bulmak istiyorum.önemli olduğumu düşünmek istiyorum.kendim için değer kazanmak....
nedir ki tüm bunlar?

çelişki


Bilmiyorum kendimden nasıl saklanacağımı ya da dünyamı nasıl küçülteceğimi.Her zamanki gibi başıma gelecekleri bile bile açılmayan balkon kapıları bulacağımı bile bile hazırım.öyle küçüğüm ki şu an bir cımbızla bir kibrit kutusuna girmeye hazırım.içinde yakabileceğim onarla yanabileceğim kırk kibrit çöpüyle beraber.

ankaraya 147 km.

tekler çiftler
<--------- --------->
Işıklar
Tiyatro oyunu
Evler oyunu.
Cadı kazanı.
Otobüs bileti.
Üç dakikayla kaçırılmış gösteri.
Çift numaralı bilete sahip tek insan.
Üç saatlik yolculuk.
Üç dakikalık bir şarkıda entrika.
Üç kişilik aşk.
Cadıların Macbeth'i.
insan korktukça , kaçındıkça iyice suçlandı.
yedikçe elmayı kusmaya başladı.
çıkarıyorum bağırsaklarımı.
tüm haklarımı burada bırakıyorum.
şu kocaman daire kanalizasyon kapakları düşmeyecek başıma.
ahmak ıslatan yağmurları yemeyeceğim.
yündü hırkam.önemi yok
insan giydikçe başka hayatları üşüdü.
insan doldukça başka bardaklarla ıslandı.
insan utandı.

keşkeler

doğru zamanlarda istenmeyen ruh halleri içinde güzel manzaralı paylaşılamayan anlar.
iyi fırsat kötü durum.
manic depresif bir esaret yine.
kaçan uykuyu kötü değerlendirme.
deniz sesi.
dolunay.bayan dırdırı.tam da dediğin anın üç dakika sonrası.
hoş duygular.
üst üste yaşanamayan hoş duygular.
başarısızlık.
deneyememe yanılamama.
ve şimdi yanılma.
iyi bir uyku kötü rüya.
sabah beklentisi.
geçmeyen zaman.
bitmeyecek bir yolculuk.
bitmeyecek ankara yaşamı.
yine de ayın aydınlattığı ferah bir gece.
güzel sessizlik.
antalya...

the widow (3)


karşılaştık.
dokunduk ve bitti anlamı şarkının
iki yıldır küflü barlarda ratsgelmek için beklediğim widow üç dakika sürdü.

13 Aralık 2008 Cumartesi

Flying

Karşımda duran öylesine bir çocuk belki.
Çabalamış mı kim bilir.Yine de görüyorum gözlerinden akan gökçakıllarını.Esen saçlarının kokusu kim bilir hangi dünyadan.Kemiklerini korumuş çocuk.Yorulmus ama çabalamış.
Yine de, kim bilir nereye hangi galaksiye uçtuğunu.
Kim bilir hangi ışıktan geldiğini.
Bildiğimiz ; karamel parlaklığını atmosferde bıraktığı.Burada matlaştığı.Yine de parçalar getirdiği venüsten. Paylşamamış olsa da diğerleriyle sunduğu ,her şeye rağmen. Daldığı kara deliklerde nasıl yüzdüğü hakkında bir fikrim yok.Çocuk işte.Benim tek bildiğim teslim olduğu 'bizim dünyamıza'.








( Şu an gökyüzüne bakıyorum.Bulutlar nedeniyle görebildiğim tek bir yıldız var.
Karşımda duran öylesine bir yıldız.
Gerçekten üşüyorum.Gözümün önüne gelen ; Minetugay'ın pınarından henüz süzülmüş yaş ve devamında boynundan omzuna gidebilecek olan bir yol.Dedim ya üşüyorum.Flying dinliyorum.Maktul burada olmalıydı.Umarım ona bir gökçakılı gösterebilirim (getirebilirim) . )

çıplak yürümek ankarada

Yüksek sesle bağırmak
Dilediğin kadar yazmak
Kusup midende ne varsa çıkarmak
Okyanusta yüzmek belki özgür olmak.



Odamın içinde özgürüm perdeler kapalı olduğu müddetçe
Evimde özgürüm misafir yoksa
Şehrimde belki gece yarısından sonra
Ülkemde bahsetmezsem özgürlükten
VE dünyadaysa oksijen alabildiğim kadar özgürüm.Esir olduğum kadar özgürüm.Hürlüğüm aştıkça haddini daralır imkanlarım.Ben gittikçe büyür duvarlarım.Son noktadır evlatlığım.VE işte bir varil içi dolu mıhlar.Düşledikçe esaretsiz özgürlüğü girerim içine.Yüksekçe bir bayır.Dİk.İter tüm insanlar.Yuvarlandıkça kan revan.Sonunda ölüm mü var ?
Özgür olmak ölüm , ölüm yeni bir esaret.

10 Aralık 2008 Çarşamba

adım

Yaşamım benım ellerımde
Bağlı degılım kımseye
Her şeyi değiştirmek için bile zaman yarattım kendime
Kendim için ayırdım bunu
Elime aldım hayatımda at koşturan şu aptal zamanı
çok şeyi bıraktım
Amacım sadece kendımı ayakta tutmak
Dolmusta uyuyakalıp duragı kaçırmamak ıcın yaptım bunu
Sonrası için
Saygı için basta kendıme
Saygı için güzel olana
Peki tekrar neden bırakıyorum parmaklarımı
Yakaladığım şu şeyi baska hiç tanımadıgıma veriyorum
Plan bu degıl
Sonrası boyle degıl
Akan zamanı hızlandırmanın alemi ne?
Durağımda inip odama varamadan aptal kutusunun karşısında sızmak için yapmamış olmalıyım.
Evet durdurmak istemedim.
SAygısızlık yapmadım
Başlangıcı bu degıl
Arkamda güzel olan
Yaşamım kimin ellerinde?
Baglı olmalıyım kendıme
Soruyor mu bırı?
darıldığımı?
ZAman fazla hızlı
Zaman fazla yavaş
ve ben dolmusta hep ayaktayım ta son duraga kadar.

yarı canlı

Henüzkar yağmadı.
Yoldayım.
Yeni bir yol daha.Eskişehirden cok daha uzak.
Gİdiyorum.Her kilometrede kendimden bir şeyleri atıyroum gitsin diyorum.
Yol çift yönlü.Karşıdan gelen kamyonlara tırlara veriyorum bir kaç bişe.
Kar başlıyor.
Vazgeçip geride bıraktığım şeyler kafamı dolduruyor.
Arabam yavaşlıyor.
İlerlemek için attığım her şey yavaşlatıyor.
Diz boyu kar.
İnip arabadan , yüzümün soğuktan yanmasına aldırmadan geçtiğim yollardan geri dönüyorum.
Ellerim sızlıyor.
Tipi nefes almama izin vermiyor.
Kazıyorum karları, tırların arkasından bağırıyorum durun diyorum.
Günler sonra saçlarım donmuş ,yarı canlı bir şekilde bir avuç şeyle dönmek için arabama yola çıkıyorum.
Karın dondurdukları.
Karın erittikleri.
Tanımadığım, güvensiz araçlarla bilmediğim yaşamlara gidenleri kaybetmiş yürüyorum.
Rüzgar yok.
Eritmeye yetmese de karları umut verecek kadar bir güneş.
İzliyorum onu.
Kazagımın etegını kıvırmıs topladıklarımı dökmemeye çalışarak izliyorum onu.
Vardığımda gördüğüm camları görünmeyen bir araba.
Donmuş kapıyı zar zor açıp giriyorum.oturup şöfor koltuğuna dikiz aynasından kendime bakıyorum.
Bembeyaz bir surat.
Topladıklarımı yan koltuğa bırakıp çeviriyorum anahtarı üç kere beş kere
Nafile.
Gİtmek zor.
Burada donmadan kalmak bir o kadar.
Elimde ıslak, yarı canlı kalanlar ve ben uykuya dalıyoruz.

the widow(2)

Tam da tüm ikiliklerin ,
bir kaçlıkların arasında
sıkışmışken;
Tam da en büyük olanı
kendi bedenime
kısılmışken;
Tam da konuşamazken
konuşmazken
Yeniden duymak
kadife gibi.
Tekrar yalnız gibi
Simdi yine yalnız
yine kısılmış fakat bu melodiyle.

the widow


Biliyordum.
İhtiyacım olan anda karşılaşacağımızı.
Flying i tüketmekten korkarken.
Bir yerlerde , bir kaç nota , bir kaç insan
arasına sıkışmışken.
O el arabalarında satılan zehirlere dönmüş,
Göz pınarlarımdan burun deliklerimden
zift kusmaya başlamışken
Biliyordum doğru zamanda olacağını
Yalnız uyumaktan bahsederken sen,
Ağlamaktan,vhaykırmaktan bahsederken,
En zayıf olduğum zamanda olacağını biliyordum.
Öyle ummuştum.
İyi geleceğini.
Geleceğini.
İçimde hissedileceğini.
Pek de uzun olmayan yine de uzayacak bir yolculuk öncesi tedirginliğimi alacağını.
Evet öyle ummustum.
Yumuşatacağını .
Yaşatacağını.
iyi geleceğini.
Karşılaşacağımızı.

8 Aralık 2008 Pazartesi

Gazap

üzüm sanırdım küçükken.
büyüdüm.
Azap...

2006

Dönüyorum etrafımda sessizce
Şöyle bir rüzgar yaratsam essem diye uğraşmıyorum halbukı.
Yine de üşüyorum minik bir esintimde.
Ekim günesi arıyorum ısınsın kemiklerım.
Beyaz hıssedıyorum.
Sarı sıcak soğuyor bedenımde.
rüzgarımımın üşüdüğünden emınım seçemiyor bulutun arasından parlayan güneşi
kırkikindi soğuyor
Fırtına(m)dan kaçamıyorum
Sonra yine sabah oluyor.

Seyir

Tüm bu seyir olsa meleklerin zamanı
çıksak gökyüzüne bir de utanmadan çagırsak ruhlarımızı
gelir diyorum sormaya 'neden ' diye
adımızı sorar
yakar romanımı
duyarsa çıglıgımı ancak saklar benı
utanır dıyorum yaklasmaya 'korkar niye'

kaderin elinde bir değnek sallar söyle övünerek
zaman yönelir bana
degisir diyorum seyir
degisir zaman..
Kimin zaman?

İsyan

Lausa bir meleğin başından
Bakire bir gelının belınden
Minik kızın örgülerinden kaçan kırmızı kurdeleler.
ucunda ne altın bılezıkler ne nazar boncukları.
Özgür kalsın hepsi
Kırmızı kurdeller gökyüzünde düğümlensin veya sadece bi dansçının ellerınde buluşsun.

İNSAF ve tanrı

İnsaf insanoğlunun ellerinde mi?
Sadece dürtülerimiz mi ateşini körükleyen?
Neden tırmalamak siluetleri?
Her şey Tanrı'nın elleri madem..

cam kırıklarını doğru kullanamamak

Sakarlık. Kırık dökük,ufalanmış ,
Şaşkınlık. Yarım
Beceriksizlik. Belki eksik ilişkiler.

Sonrasında kalanlar,
Sürpüntüler.
Sadece parmaklarıma batan siyah şişe camları.



Zamanla dudağımı kesecek Zamala dolamayacak
kırık kadehler çatlak kadehler



Yarım sakarlık
Eksik şaşkınlık
Tam beceriksizlik.

AGU

Özlüyorum. Çocukluğumu , ilkokul yıllarını, lise heyecanını değil. Bebekliğimi . Susmadan ağladığım, mamalarla beslendiğim beyaz zamanları. İlk kez baba deyişimi. Bilsem şimdi kelimelerimi seslerle duyuramayacağım için yazdığımı. O zamandan bırakırdım tüm kelimeleri kalem tutmayı öğrenmezdim.
Yine ağlayabilirdim belki.

Talcid , Talcid, Talcid

Yedi ay önce bırakmıştım halbuki. Babaane olunca başlamayı düşünüp, ülserin üstesinden gelmek için gitmiştim doktara.
kahve içtim. Sarap içtim. Kızartmalar, yağlı ağır besinler. Sigara rahatlatır biraz olsun.
Soola sindirimi kolaylaştırır.
Asit yaktı.
CAn sıkıntmın hesabını mideme ödettim.
öyle ya yeniden hasta olmalıyım ki bahanem olsun. Fazla erken baabane oldum. Günümüz gençlerini ayak uydurup reflü olayım derken, ülserli yaşlandım. Canım sıkkın. Bir sigara daha.
Bir talcid daha

Talcid , Talcid, Talcid

Kucağımda çantam.atkım, pembe şapkam üzerimde.
Hırkam yastığım.
tüm sahip olduğum ,
benimle berabe rolan her şeye sarılıyorum.
Onlarla uyuyorum.
Onları yazıyorum.
fazla sıcak otobüste yün kıyafetlerimle , ısınamıyorum.
Kulaklarım , ensem üşümesin diye saldığım saçlarım donmuş.
Medusa'nın saçları taştan.
Soğuk şimdi kollarım.

sayısal

import java.util.Scanner;
public class SayisalTest{
public static void main(String[] args)
{ Scanner klavye = new Scanner(System.in);
System.out.println("Kac kere yaşamak istiyorsunuz?");
int k = klavye.nextInt();
int q=0;
do{ Sayisal a = new Sayisal();
a.Kupon();
q++; }
while (q !=k); }}
Birileri çok uzaklaşmış.
Birileri çok uzakmış.
Birileri benmiş birileri sen
Kimse tanıtmamış kendini
Kimse bilmemiş beni seni kendini.
Birileri durmuş
Birileri gitmiş.
Kalmamış kimse
Kimse görmemiş(izlememiş) beni
seni
kendini.
Önce dikenli tellerle cevırırsın etrafını sınırları aşmamak için.haddini bilmelisin.orasından burasından cekıştırırsın olmaz kanca takar halatlarla gerersın . acıyla beraber duzeltmeye calısırsın haddı bılınmemıs zamanları .dapdar alanda itişip kakışınca canın yanar .kimyasal şeylerle avunamazsın .ne kadar içsen nafile. Çünkü bu diş ağrısı çok boıktan bişeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee
babam anneme samandan bır ev kurmus.bır zaman sonra kurt burnunu pencereden ıcerı doru uzatmıs.bır uflemıs bır puflemıs yerle bır olan samanların arasından zorlukla cıkabılmısler.artık kalamayacakları o yerden kurtulunca babam tahtadan bır ev hazırlamıs annem ıcın.fakat haın kurt peslerını bırakmamıs ve uflemeye baslamıs.yıkılan tahtaların arasından benı de cekıp cıkarmıs annem.yuruyerek uzaklasmaya çalışmış.
teyzemde kalıyoruz.orta odada ben uyuyorum.korktugum ıcın annem ben uyuyana kadar yanımda kalıp kıtap okuyor.bugun yenı bır masalım var.babamla beraber fuardan aldıgımız uc kucuk domuzcuk...
kalmadı enerjımız.ne bızım ne kara gulun sovalyesının.yuttuk yuttuk yalanları atamıyoruz duskunlugumuzden.bırıktı tum zehır ıcımızde.bılıoruz acı kalkıp gıdemıyoruz .kusamıyoruz dısarı.ole bı sarmıskı bu acızlık!patlayacak. tum nefret ıcımıze dagılacak.tutuyoruz bırakmıyoruz..bıle bıle...

şaşkın

donerken donerken donerken unutmus nıe donduunu.tersıne donmus. bır sure sonra unutmus neden ters donduunude .bırakmıs donmeyı.kızmaya baslamıs.gıtmıs aya sormus neden dondum bn dıe.oda yıllardır bunu merak ettıgı ıcın onla donuyormus meerse.beraber gunese gıtmısler done done.gunes bunları duymamış bile.kendı kendıne donuyormus asırlardır öyle.
su gbı azız ol evladım.
bardagı alıp mermer tezgaha bıraktım.ustune orttum.lambayı kapatıp cıktım.odama gıdıp yaktım.yatak ortusunu kaldırdım.mermer tezgahtan bardagı aldm.bır bardak su ıctım.
duzcede otururdu anneannem.topal bır bakkalımız vardı.tezgah uzerınde kakaolu gofret ve sakızlar dururdu oyle cok cesıt yoktu bır damla sakızlı ananemın anneannmden ısteınce alırdık hep cantasındn.arabalı olanı sevmezdm gıder dıye sekrı 2dakkada.cantasındakı bır sekerlı arabalı sakız bırde sulu gozler.damla sakızını bız sulu goz alırdık.bır suru alır.hepsını bırden atardk agzımıza.kım daha dayanıklıymıs bakalım.hasan ın gozlerı hıc kızarmazdı.once tadttıım eksılık damaaımı bursada sona cok severdm bn.ama hasan ını bırden atabılırdı agzına.hıoc bır sey olmazdı hasan bızım sulu goz hasanımızdı.
aradan 10yıl gectı agustostu tekrr gttm o mahlleye anneannemın mahallesıne.ugradım bakkal amcaya oglu vardı hatrladı murat abı bnı deısmemıssn dedı.deısmıstım.cay soyledı.sona alıp gotrdu benı.hastanee gıttık.anlamadım.yukarı cıktık.ıcerı gırdık.hortumlara baglanmıs bır adam.murat abıu dedı bızım hasan dıye.deısmıs dedım.deısmedı o bızım sulu goz hasan dedı.aglıyormus 7yıldr meerse.
0n yıl odu ugramadım buralara.memleket hasretinden değildi gelişim.otobüsten indim.bakmadım etrafıma diğer gelişler gibi.nereye gideceğime karar vermemiştim ama; buralıydı ayaklarım.
Fesleğen sokağının arkasındaki arazideydim.Yapmamışlar bina falan hayaletli kuyu diye.Çalıların arasına, her taşın altına baktım.Kuyudan su çektim.Bulamadım.istemedim sokağa inmek.
yoldaydım.Kaldırım taşlarının arasına baktım.yok.sokağın sonundaki kapıyı çaldım.'kim o?' dedi bizim Ayşe.cevap vermedim.açılmadı kapı.bulamadım..Ayşe mi bulmuştu acaba benden önce?ah Hasan!ne vardı o kadar korkacak iki fiskeden!bak,yine Ayşe'de ven çok bilye.
Uğur amcanın dükkanına gittim.Tanıdı beni.kucaklaştık.İki tane kırmızı bir de irilerinden mavi aldım.haftalığımın hepsiniş yatırdım.
Gittim tekrar araziye.çağırdım Hasan'ı.dizdik misketleri.Yuvarladık.Kazandı ikisini kerata.kovayla yolladım aşağı.Maviyi de götürdüm Ayşe'ye.Bıraktım kapıya, çektim gittim.aman canım onun olsun kimle oynayayım bilyeyi ben..
savaş boyu uzadıkça tarihin,başparmağım gibi kısaldı zaman sana doğru bakınca..bir türlü kıyamam,vurdukça incinirsin korkarım,telisin sazımın derim...artık gör hatalarım gibi,tarih sana gülüyor bense kendime !!!ölün lütfen vicdanım ve ön yargım ...

sarı

sehpadaki paketi yokladı.şükür, bir tane daha vardı içinde.Aldı.Sıkıştırdı dudaklarının arasına.Çıkardı çakmağını.tutşturdu ucunu fotografın.

aşama

yAsamın kıyısındasın sen dıyen bırı olmustu.. bılge ınsan herseyı bılen bırı ya atlayacaktım ya guneslenecektım hangısı dogruydu snce guneslenmek mı ısıgı absorbe edıp faydalanmak mı .boyle dusundum dogru olanı yapmamalıydım atladım.ve ogrendım kı gunes yakar .su hayattır yasam suda baslayıp suda bıter .gunes buharlastırır su saklınlestırır.anladım kı yanlıslar dogrudur.ve akıllı bırı demıstıkı bana sen yasamın kıyısındasın

portishead-roads

Otobus tanışması. Gayriresmi muhabbetler. Geyıkler. Beklenılen kız erkek arasındakı flortlesmden yoksun bı bardak votkalı su. Sarkı.. ya sonra cok cokcok uzun mus gbı gelen kısacık bı zaman sonra….

,Sıcak bir his işte alt tarafı yumuşak bir tende hareketli parmaklar. Şarap..peynir.. bunların hepsi sadece yanan bir sigaranın beyfendinin avucları arasında havada asılı kalması.. hissetmedim tabanı. gümüş iplikle göğsünden cekılmıs gbı. Yatak duvarlar kayıp ucmak gıbı degıl trıbal gbı masumıyetten uzak bı kelıme kullanılamaz fakat yukselmek bole bısı olmalı . sevilmek her zaman guzeldır. Sonsuza kadar yumusak hıssetmek ıstemek kesınlıkle hazın getirisi degıldır .yazardım normal zamanda bnı etkıleyen adamları yazardım dokunuslarını nefeslerını yazardım. Samca sapan bı deodrnt kokusunu mu yazacaktım peh cok saçma. Asla baglılık olmayacaktı bır daha . omzlardakı parmak darbelerı klavyeye tasınmayacaktı. Her zmaan korkuttu adamlar beni. Sevişmek illa birlesmek demek. Hayvansal dürtüler , aldatmanın verdıgı heyecan , sıcaklıkla gelen urpertı.. degıldı.. bole degıldı.. ne cok sıcaktı yakacak kadar ne de bır kopegın kı gıbıydı. Cok nazıktı. Serındı.rahatsz edıcı degıldı. Ve gordum evet bırlesmek gerekmıyordu. Modern hayat sadece bır penısten ıbaretken gerı kalan bır ka rahat ınsanın yanında heybetını kaybetmıstı. Onlar kazanmıstı. Hıc bır tanımı yoktu bır ısmı bıle yoktu. Basta saf olmadıgını herkes bılıyordu fakat yolların bole bı patıkadan gececıgını kıme bılemezdı. konuşmak genelde anlasmazlıkları dogurabılırdı. Ama anlat dedi kız.. soru sordu.. o gun orada tatmin edicek hıc bır sey yoktu cevaplarla beraber.. dusununce rahatsz edıcıydı bırının tamamen cıplak olması bu kezse adamın coraplarını cıkarmaması gıbı. Fakat o an orda her sey mukemmeldi. Yerden bı metre kadar yukselmıs sureklı okşandıgını hıssetmek gbıydı. Bır yıgın sorun ikilem kızın kararsızlığı adamın umursamazlığı kzın geçmişi adamın suskunluğu gevşemişti orada . yumuşak bir süreydi .planlar bir süre ertelenmişti.

Filmde bır beyefendi avuclarının arasında sigarayı hareket ettiriyordu. Her yer mavi griydi. Şarap fazla asildi. Şarap içmek kanını kaynatırdı ve bazı gecelerde ise sadece roads dinlenmeliydi.

dört

Yarşma
Çatışma
Benzeşme
Uyuşma

Dıablo oyunu gbı degıldi, bılırsınız yıllarca suren oyunlar vardır. Fakat zaman yoktu yarım kalan bi oyunda çatışma nasıl olabılrdı ? benzeşme tenlerle suregelemedi.aynı lisanda tüm kelimeler birbirne benzemez mıydı? Bırıne gore uzerınde durmamak gerekırdı.bır kendı ıcınde yıyıp bıtırırdı.o kadar cok konusulacak sey vardı kı dunyada havanın durumu her an degısebılrdı mesela ve konuslmadan gecırılecek oyle cok zaman .Dogru zaman periyotlara ayrılmıstı ve göz açılıp kapanmıştı bile çoktan . ıkı taraf da belkı bunu dusunurdu o halde kımler yarısmıstı? Catısma bıreysellıkle gızlenmıstı. Benzesmek ? merak edılen tek bır sey vardı hıc degılse konusmaktan ve sessızlıkten duyulan huzurla bedenleri uyusacak ıkı bırey zaman uzerınde kaymadan duracak mıydı ?

arkadaş ?!

Bugunlerde the end pek bı dıllere dusmüş acaba ne zaman bı ayrılık da kullansam lan naapsamda sunu çöt dıe vurgulasam dıye aranan ınsanlardan uzaklasamamıs. Anlamlı sarkı guzel sarkı arkadas olabılecek bı sarkı ole degıl mı pekı ya bu tur ınsanlar neden sarkının sonunu duymazlar . otobus bekleyen ınsanlarda sıkca rastlanan sendromlar…tehklıke yagmur roman yılan göl yollar yollar bır de oda var evet o da ne anlamda kullanıldıgı dusunulunebılecek bı oda kardeşler yasamlar.. vakıt gecırmeler.. ehe tek algılanan sey tabı son… baslangıc yaratabılecek ama bız fazla zekı olmayan ınsanların dusundugu gıbı tum baslangıclara sırt cevırecek son.. uc kere soylenen take a chance wıth us bıle vurgulanmamıs bır vurguda ne ısımız var kı zaten yeterınce hıce sayılmıs saygısı azaltılmıs bır sarkı .. ve gercekten de bu denlı yavan davranıslarımız utanmalıyız . Otobuslerde ıkı taraflı camlar vardır o zaman ıkı farklı yone donen yuzler mı olmalıdır? Hayır hayır borcumuz sadece sarkıyadır.

This is the end, Beautiful friendThis is the end, My only friend, the endOf our elaborate plans, the endOf everything that stands, the endNo safety or surprise, the endI'll never look into your eyes...againCan you picture what will be, So limitless and freeDesperately in need...of some...stranger's handIn a...desperate landLost in a Roman...wilderness of painAnd all the children are insane, All the children are insaneWaiting for the summer rain, yeahThere's danger on the edge of townRide the King's highway, babyWeird scenes inside the gold mineRide the highway west, babyRide the snake, ride the snakeTo the lake, the ancient lake, babyThe snake is long, seven milesRide the snake...he's old, and his skin is coldThe west is the best, The west is the bestGet here, and we'll do the rest[] The blue bus is callin' us, The blue bus is callin' usDriver, where you taken' usThe killer awoke before dawn, he put his boots onHe took a face from the ancient gallery And he walked on down the hallHe went into the room where his sister lived, and...then hePaid a visit to his brother, and then heHe walked on down the hall, andAnd he came to a door...and he looked insideFather, yes son, I want to kill youMother...I want to...fuck youC'mon baby, take a chance with us And meet me at the back of the blue busDoin' a blue rock, On a blue busDoin' a blue rock, C'mon, yeahKill, kill, kill, kill, kill, killThis is the end, Beautiful friendThis is the end, My only friend, the endIt hurts to set you freeBut you'll never follow meThe end of laughter and soft liesThe end of nights we tried to dieThis is the end

çardak

Ve….sessizliğin sesi güzeldi . dokunma olmamıstı . belkı uzerınde konusulmaması gereken seyler dokunmustu ıcıne.ne de olsa kızın sacları dalgalıydı. Ortada bir sorun vardı evet ıkı farklı sorun ıkı aynı sorun benzer ilişkiler klişe geçmişler. İnsandık aynıydık .fakat ıste erkek ve kadın. Belkı sevımlı bır kız cocugu . yıne de saplantı ya da pesınden kosulan ıdeolojı olmayan bır durumda serınlıkle beraber gelen bır haz vardı. Yucelmeyı bekleyen bır seylerın cıtırtısı duyuluyordu. Maalesef kmse hazır olamazdı. Ya birileri avutuluyordu . ya da bırılerınden kaçılıyordu. Belkı bırılerı ıcın zaman gecıyor .. oyle degıl mı ya bırılerı ıcın zman sureklı gecıyor. Fakat bazen akılda kalan ne gecen dakıkalar oluyor ne eve donecek olanı beklemek .cunku ayıp yoktu .

Otobuslerın camları cok genıs olurdu.bazıları ıcerıdekının bakıslarını çözerdi bazıları dısarıdakı ıcın ıcını çözümlerdi. Karmakarışık rüyalar yollar karmakarışık ve karmakarısık bır zaman..dar zamanda kısa paslaşmalar .. dar bır yolda zorlanmamıs hazlar..

Su içmek ferahtı.fazla serin utandırırdı bazı gecelerde.kırılmadı sandığın kimseler belkı cok cok daha sonra kırılacaktı.ve sımdı gece serınlıgınde gelen huzurla yapılacak tek şey hoş sohbet bahanelerı yaratmaktı ..
Gözlerimi kapatıp yürüdüm yolda.
Korktum.
Bittiğinde garipti his.
Çarpmadım direğe.
Belki biraz sağa çektim.
Bilmiyorum ilginçti.
Diyecek bir şey yok.Yanımdakine olan güveni artırdı biraz.
Çok az.
Çok çok...
korktum.
Eglendım.
Evet. Oldukça ilginçti.
Ben buradayım.
İSte burada.Hayır öyle degil beni görün ey insanlar ben ergenlikten yeni çıkmış bır kızım gıbı degıl.
Buradayım sadce.
Evet tam burada.
Gördün mü işte burası.
Tam olarak perdenin yanı.Nası tarif edebirim?kitaplığın karşısı.Sanırım anladınız.Sormadınız mı neredesin diye?Ha sorun değil nasılsa buradayım.Yok hayır beklediğimden değil.Zaten burada ben varım gelseniz gelseniz şuraya gelebilirsiniz.Tam burada ben varım anlıyor musunuz?şura mı?Evet o perdenın yanında kıtaplıgın karsısında.Ha tam olarak orası işte.Buranın hemen yanında.Her neyse ben buradayım.Burda hava şuraya göre nasıl bilmiyorum ama bura daha kasvetli sanırım.Yine de burası benım yerım.Seviyorum.Buraya baya alıştım da.Şimdi burada uyuyorum.Tam da bu yastıkta.Fazlaca anlattım.Tekrar sormayın.Artık öğrendizin nerede olduğumu.Gelip yazımı da okuyabilirsiniz.İşte o zaman nerde olduğumu tam olarak öğrenebilirsiniz.
Beklemiyorum yine de.

Ağırlık

Ankara kömür kokar.
Radyasyon bulutları yanıbaşımda.
İçimde nikotin.
Üzerimdeki basınç ağır fazlasıyla
Şimdi sızmalıyım.
Mayhos bir tad ağzımda.
Şimdi uyuşmalıyım.
Radyasyon olmalıyım.
Yayılmalıyım asetat mürekkebinin peçetede yayılması gibi.
Yalnız saçmalıyım bedenimi.
Ruhumu ayrıştırarak Ankara kalabalığında
Yalnızlığa karışmalıyım.
Şimdi...

kimse

dört kere tanıştırıldığınız insanlar vardır.tanıdık simalar.her seferinde adınızdan, okulunuzdan , işinizden gücünüzden bahsedersiniz. ikiniz de bilirsiniz.
bilmemezlikten gelirsiniz.

copy'RİGHT

Sahip olduğum tüm tesciller dolapta artık.şimdi
Alın bu yazdıklarım sizindir.
Kullanın.
Kırpın , kesin , birleştirin.
Oynayın oynayın korkmayın hiç bir hakkı yoktur üzerimde.
Yazın altına kendı ısmınızı.
Birilerini etkilemek için , ruh halınızı anlatmak için , fanzin çıkarmak için ne dilerseniz onun için kullanın.
Bari siz kullanın.
Benim bir işime yaramıyor.

7 Aralık 2008 Pazar

Saatlerce, her an belki. Yalnıken dahi. Uyurken de . İzliyorum insanları mimiklerini.
Uzak durarak onlardan yakın olmaya çalışıyorum.
Konuşmuyorum.
Dokunamıyorum aslında.
Kaçıyorum ve peşinden gitmiyorum.
Bakıyorum.
Merak edenler çıkıyo arada.
Duruyorum.
Susuyorum.
Bu kez ben kapanıyorum tüllerle örtüyorum gözlerimi.
Ne yapıyorum?Neden once kendımı korkutup sonra bir dğerine yapıyorum bunu?
Annem kaçıyor.Küçük kız kardeşim gelıyor ben gidiyorum.Başka da kim var ki kafamda?
Her defasında yakın olmaya çalışırken uzaklaşıyor.Yakınlastıkca bürünüyorum tüllere.
Yardım edebilecek var mı biri?
Yanıma gelebılecek kadar güçlü?
Sabırlı?
Tahammül edebılecek ben bıle kendıme dayanamazken.
öğrenmeliyim yaklaşmayı.
ve bana öğretecek?
Tek başına yapılan yolculuklar hüzünlü müdür hep böyle?
Nereye gidiyorum.
Kapı zilini kullanmayacağım. Anahtarla girip soğuk odanın ısınmasını bekleyeceğim saatlerce. Geldiğimi haber vermek için kullanmayacağım telefon.
Kime?
Arkamda bir şey yok bıraktığım.
Önümde sadece yol.
Hava kararmış.Saatlerce uyumak için yeterınce mahmur degılım.
Anathema dinliyorum.
Gözlerim açık.
Bundan üç saat sonrasını göremezken su anı bılerek almıştım çantamı.önce iyimserlik hakimdi üzerimde şimdi kalemim hüzünlü.
Garip bir şekilde utanıyorum.
Ağlamaktan.
Ağlayamamaktan. Kendimden.
Yazdıklarımdan.
Midem kötü.
Utanıyorum.
Kusmaktan.
kusamamaktan.

yolculuk...Sakin..Düşündürücü.Yalnız.